İşyerime çok geç kalmıştım. Hızlı hızlı yürürken ters istikamete giden yaşlı bir teyze gördüm. Elinde ağır görünen poşetler vardı. O anda hiç düşünmeden, isterseniz gideceğiniz yere kadar size yardım edeyim, dedim. Tamam kızım, dedi, elinden poşetleri aldım ve evine doğru gitmeye başladık. Poşetler gerçekten çok ağırdı ama teyzenin bana bakışlarını ve gülümseyişini gördükçe hafifliyordu sanki. Sonra evine geldik. Evim 3. katta çıkabilir misin, ben yoruldum, şurada oturup biraz dinleneceğim, dedi. Bana anahtarı verdi, yukarı çıktım. Poşetleri mutfağa bıraktım. Kadının evi çok güzeldi. Biraz etrafı seyrettikten sonra hemen aşağı indim. Anahtarı verdim ve gitmem gerek deyip yanından ayrıldım. Tabii ki, işe çok geç kalmıştım, ama nedense azar işitmedim.*
Bu olaydan iki yıl sonra teyze ile bir bankanın önünde karşılaştık. Ben onu tanımadım ama o beni tanıdı. Seni hiç unutmadım, kızım, dedi. Gözleri yaşlarla dolmuştu, ağlıyordu. Bu kadar küçük bir iyilik ne kadar çok büyük bir mutluluğa dönüşmüştü ki, anlatamam. Bu hikayemi okuyan herkese mesajım şudur: Siz de birine bir iyilik yapın mutlu olun.