![]() |
![]() |
![]() | #61 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. Gün ağmıştı. Adaçaylarımızı söylemiş miydik? Üç kişi bir köşede oturmuş ağ yamıyordu. Kimimiz aznif oynuyor, cıgara üstüne cıgara yakıyordu kimimiz. Sanki dünya durmuştu öyle dalmış gitmiştik. Kendi kendimizdik. Bir sürü kırlangıç dışarda camlara vuruyordu. Birden bir ses, yüzüne karışmış bıyıkları, -Deniz çekildi, dedi. Hepimize tutup denizde gezdirdiği gözlerini. Büyük bir boşluk bırakıp sonra da arkasında Kalktı. Biz işte o zaman gördük onu ve çekilen denizi. O zaman çıktık kendimizden. Dışarda bir dilim ekmek gibiydi gök. Bir Kıyı Kahvesinde Ilhan Berk. |
| ![]() |
![]() | #62 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci. Hem de gece inmiş, ses gelmiyor kümesten, Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci? Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten. İyi nişan alırdı kendini asan zenci, Bira içmez ağlardı, babası değirmenci, Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci, Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen. Konuşma Ülkü Tamer (d. 20 Şubat 1937, Gaziantep) |
| ![]() |
![]() | #63 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. Zaman mı? değil zaman. Akan zaman değil mesafelerdir. Güneşin çekici yukarda Suyun bıçağı aşağıda … Krom alçakgönüllü, bakır utangaç, Ağaç: bir damla iki kıvılcım arasında. Rüzgâr bilmiyor nerden eseceğini Sınırlar kesik, Yerleşme yerlerinde balkıma. Biz kırıldık daha da kırılırız Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü Hırsız da bilmiyor çaldığını Biz yeni bir hayatın acemileriyiz Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor Şiirimiz, aşkımız yeniden, Son kötü günleri yaşıyoruz belki İlk güzel günleri de yaşarız belki Kekre bir şey var bu havada Geçmişle gelecek arasında Acıyla sevinç arasında Öfkeyle bağış arasında Biz kırıldık daha da kırılırız Doğudan Batıya bütün dünyada Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer İki ciğer arasında bağlantı kurar Büyür, bir gün, zenginleşir orada, Çünkü Ali’yi dirilten iksir de saklı Hasan’a sunulmuş ağuda, Granitin de olur bir okyanus diriliği, Nehirler daha uysal akar, Bir çiçek nasıl açılıyorsa kendiliğinden Bir kuş nasıl uçuyorsa Öyle sever, çalışır insan, Kıraçlar çarptıkça dağlara Gül göçürür şafağından Doğanın altın şafağından İnsanın altın şafağından Tarihin altın şafağından Biz kırıldık daha da kırılırız Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza ORTADOĞU IV Cemal SÜREYA |
| ![]() |
![]() | #64 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. -Fethi Naci'ye- Geldin mi, iyi Yollarından yürüyüşler sızdıran sonbahar Bir tenhalığı eskisinden çok sezmeyi Bakımsız bahçeler mi olur, büyük ahşap boş odaları mı olur Ne olur Ey bana sevmeme gücü veren güzellik Eski bir kadını eski bir park kanepesinde bırakan sonbahar Aldatılmış bir yüzü yağmur oluklarında O yüz ki bir denizin tekrar tekrar bittiği Gece yarısı kokularında Yosunlu bir kıyıda ancak Dilinde çakılların ve derinliğin en son tadı İşte Bir vakit daha geçti, şimdi ne yapsak Ne yapsak, bir vakit geldi ve geçti Ey bana sevmeme gücü veren güzellik Sonbahar Sen mi kaldın bir Yok birşey yapacak. Bin dokuz yüz yetmiş bir yazı, ey unutulmayan yaz Bıraktığın gibi mi kalsak Bir çiçek milyon kere katılaştı eridi Açtı dağıldı Yaşamadı hiç belki Bir ışık olsun yakmadı Tuzlu ve ıslak bir ışık Tankerler geçti kıyılardan gene Suyu zonklataraktan Gül koktu saçlarında taşıdikları benzin Senin saçlarında Alnın üstünden kuzular inen bir tepe gibi eğildi Boynun bir uçurumdan çekiliyormuş gibi gergin Bitti o yaz, şimdi Yerleşti çoktan Bize sevmeme gücü veren güzellik. Tenha bir meyhanede oturuyorduk sevgilim İzmir'in eski rıhtımında Bilirsin, severim çok İzmir'in eski rıhtımını Hani bir çesit kuşlar vardır bulanık denizinin İnsanlar gibi konuşur o kuşlar bazen Ve unutulmuş diller gibi pek anlaşılmaz ne konuştukları Millerce yıl öteden bir tenhalığı sözlendirirler Hatırla Ne demiştim o gün ben sana 'Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır' Benim o bunaltılı günlerimden kalma bir mısra Ve sense bana Aragon'un -Parisli şair, yüzü aslan dolu- Sımsıcak, dipdiri bir mısrasını anlatmıştin Seninle ve parmaklarınla Bardakta duran suyun bir akarsuyu Nasıl kıskandığını anlatmıştın boyuna Nasıl mı Dedim ya, seninle ve parmaklarınla Neden olmasın, yeni yakilan bir sigarayla da anlatılabilir şiir Apansız bir yolculukla da Bir karpuzu ikiye bölmekle, bir portakalı dilim dilim ayırmakla Anlatılabilir Ama bizim memleketimizde şiir Yazık ki ölümle anlatılır biraz Ölümle anlaşılabilir Olsun, diyeceksin ne çıkar bundan Biz hayatı şiirden Şiiri hayattan özümlemedik mi Ölümde girse araya Sahici aşklar kurmadık mı seninle Tertemiz, dosdoğru aşklar İzmir'de İzmir'in eski rıhtımında Unutmak için şimdilik Kolayca unutulmaz ya İçimizdeki bin dokuz yüz yetmiş bir yazını. Yeni bir yüz müydü ne Kuru bir bozkırı çıkarıp göğsünden Yeni yazdığı bir şiiri düzeltiyordur Ahmet Oktay Alnını dayayaraktan cama Kalemsiz kağıtşiz yazar çünkü Ahmet Oktay İçinden geldiği gibi Ve mısra çeker durmadan, hafifçe eğri sırtını doğrultarak Nemlenir kimi zaman da gözleri Şiir yürür, şiir sever, şiir içer mi Şiir mi Yürür de, sever de, içer de elbet. Kocaman bir sevgi miydi ne Dünyanın bütün zamanlarını dolaşan Bastırıp gögsüne bozkırın Ey, baksana, diyor, ne biçim kent bu Geçerek caddelerinden Dalarak meyhanelerine Ne biçim kent bu Bilmiyor ki nice insan kolsuzdur Sevgisizliğe, bir sevgisizliğe kullanırlar kolu. Hohlayıp siliyorum iyice Gözlüğümün camlarını Göğe bakıyorum gözlerimi kısarak Güneye gidiyor bir leylek sürüsü Yeni Caminin üstünde Son bir defa daha süzülerekten Erimeye yüz tutuyor kentin pembe kapıları Günbatımı! Günbatımı! yeni konuşmaya başlayan bir çocuğun diliyle Kolumu tutuyor Feşi Naci, şu manzaraya bak, diyor Tam Galata Köprüsünün üstünde Diyor ya, biz alıştık, yüreklerimize bakıyoruz gene de Uykusuz gecelerimize bakıyoruz: onurun uykusuzluğu Susturulmanın Ve gün batımıyla leylek sürüsü Hüzünlü bir görüntüyü akıtıyorlar Naci'nin yüzüne Kırılmak ama birlikte Birlikte, ama kırılmamak ve sanki kalplerimiz her yani dökülen bir otobüste Öyle İşte son damlalarını da bırakıyor güneş Karanlık bastiracak neredeyse Tırmaniyoruz Yüksekkaldırımı İyi biliyoruz, sevgimiz de öfkemiz de yalnız bizim olmamalı Güneş çekiliyor iyice Ne manzara kalıyor, ne göğün evlerindeki kızartı Ak bulutlar kara bulutlar Ötede bir bulut yavrusu Bilinmeli, diyoruz yeniden Yeniden başlamalı, yeniden Dostum, görüyorsun ya işte Bozuldu birkere umudun ordusu. Gelsene , diyordu İzmir'deki sevgilim Son mektubunda Kemetaltındaki kahveleri anlatıyordu İnce belli çay fincanlarını Kim bilir, belki de avutmak istiyordu beni Unutup kendi mahzunluğunu O kadar çabuk yeşerir ki, diyordu umut Öyle çabuk çiçeklenir ki Güçtür çünkü, herşeyden daha güç Denize, göğe toprağa karışmış bir kalebentlik Üstelik biliyorsun da Öfkeliyiz, öfkeyse sonuçtur er geç Bir aşk gibi yaşamak gerek öfkeyi Sevginin ağıtıdır bir bakıma Ve bir gün de gelebilir ki sevgilim Kapkara bir davet olabilir kin Zulmün ve tutsaklığın diyeti olabilir Sen bunu bilemezsin Bilsen de şairsin, havalar da, soğudu, kendine iyi bak Ve sakın unutma: sıra öfkenin. Bin dokuz yüz yetmiş bir yazı Yok böyle bir sevgilim benim Ama dayanıklı, ama gözü pek, ama umutla dolu Olunca böyle bir sevgilim olsun isterdim. Elimde bir çanta, şurda burda dolaşıyorum Hep bir yerlere gideceğim sanki Güvercinler konuyor saçlarıma bileklerime Uçuşuyorlar Bir çınar yaprağı düşüyor ayaklarımın dibine Kupkuru Elime alıyorum, çiziyorum üstüne kalbimi Kalbim, diyorum Yorgunsa da, yaralıysa da, hepimizin.. Dostlar Edip Cansever. |
| ![]() |
![]() | #65 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. Seheryeli çık dağlara Güneş topla benim için Haber ilet dört diyara Güneş topla benim için Umutların arasından Kirpiklerin karasından Döşte bıçak yarasından Güneş topla benim için Yazdan kıştan ilkbahardan Mahpuslardan dört duvardan Doludizgin sevdalardan Güneş topla benim için Seheryeli yâr gözünden Havadaki kuş izinden Geceleyin gökyüzünden Güneş topla benim için. Güneş Topla Benim İçin, Ülkü Tamer Konu Hesna tarafından (21 Ağustos 2020 Saat 16:52 ) değiştirilmiştir. |
| ![]() |
![]() | #66 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. "Yeni aşk kelimeleri, yeni öğrenilen incelikler öbür sevgiliye saklanıyor." F.Scott Fitzgerald Her sevda başlangıçtır bir yenisine Öteki başkaldırır daha bitmeden biri Biz isteyelim istemeyelim sürüp gider böylece. Baksak ki unutmuşuz günün birinde her şeyi Ne o sevdalar, ne ölümsüz sözler kalmış Toplasak toplasak hepsini işte Onca sevda bir sevdayı yaratmış Döner durur başımızın üstünde Gözlerden ağızlardan saçlardan Ellerden omuzlardan yapılmış bir hâle. Ve çınlar herbiri bir silahın yankısı gibi Bir yaşam boyu biz tetiği çektikçe. Her Sevda, Edip Cansever |
| ![]() |
![]() | #67 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Fabrika düdükleri ötmededir. Bir gün sabah sabah Turgut Uyar |
| ![]() |
![]() | #68 |
Çevrimdışı ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Cevap: İkinci Yeni Curnatası Ben gülmenin her şeye iyi geleceğine inanırım. (...) Gülmek, dünyaya iyimser ve eğlendirici biçimde yaklaşmaktır. Bu da gülen kişiyi güçlü yapar. Gülen yüz güzeldir. En güzel halimiz , güler halimizdir. Aritmetik İyi Kuşlar Pekiyi Cemal Süreya Kaynak: 1000Kitap |
| ![]() |
![]() |
Etiketler |
curnatası, yeni, İkinci |
Konuyu Toplam 7 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 7 Misafir) | |
| |
![]() | ||||
Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
İkinci Yeni şairlerinden en sevdikleriniz hangileridir? | Hesna | IF Anketler | 8 | 05 Mayıs 2024 12:46 |
AKVL | Final Etabı İkinci Tur İkinci Maçı | Fenerbahçe Grundig 3-1 Galatasaray Daikin | ŞAMPİYONUZ! | Kalemzede | Fenerbahçe | 0 | 01 Mayıs 2015 12:34 |
Walking Dead'in İkinci Sezonundan Yeni Bir Vine | RaMSeS | Oyun Dünyasından Son Haberler | 0 | 10 Aralık 2013 00:05 |
İkinci tur öncesi yeni Ermeni hamlesi | PassioN | Haber Arşivi | 0 | 24 Nisan 2012 20:19 |
Yaratımsız dönem ve İkinci Yeni | Ecrin | Türk Dili ve Edebiyatı | 0 | 03 Mayıs 2011 21:10 |