![]() |
![]() | #1 | |
Çevrimdışı ![]() | iki kere okuyun ama ikincisi asagidan yukariya olsun* Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. farklı bir zaman diliminin içindeyim... çocukluğumdan uzak, yaşantımdan uzak, uzak bir yerde yabancısı olduğum bir şehir, cennet cehennem arasında bir yerleşim yeri mesela... şimdi mahşer yeri kadar yalnızlığım, ve kıyameti bekliyorum, farklı bir zaman, dilimin içinde... belki tam ortasında okyanusun, terk edilmiş bir gemi gibi dilimin içindesin... içi kırmızı, adın o gemi.. konuşsam su yerine kan alırsın... bütün ülkelere akan ırmaklarım, yorgun, kıyılarım var.. gözlerin kıyısına kurulu, iki nüfuslu köyü, özlüyorum oldukça... içinde ölü bulunmamız gereken şehir bu değildi, daha farklı bir yer olmalıydı, en azından düş olarak. kat sayısı üç olmalıydı mesela binaların, filistin diye bir şehir olmamalıydı, olduysa çocuk olmak yasak olmalıydı ne bileyim. daha farklı olmalıydı çocuk, daha farklı... oynamak zorunda bırakıldığın bu oyunun adı, sabah aileni yok olmuş bulmak... en güzel bu oyunu, ağustosun on yedisi oynadı... marmara gibi alet edilmiyor... böyle büyük işi oyunlara... şimdi minik bir köy, bütün şehirlere İstanbul olmayı öğretiyor, çocuklar, çocuk olmayı unutuyor, peşinde koşarken p*ç diye birinin... boğazlarında, yutkunamamak gibi bir his... oysa İstanbul çok hasta bugün, bugün her şey birinden ibaret, bugün kırmızı diye bir renk hiç olmadı, güneş sarı değil, bildiğim tek deniz gözleri, ve toprağım bedeninden öteye geçmiyor... senden iyisini bulmaya gidiyorum İstanbul, lütfen önüme geç... kelebekler kristal, yağmurun içine bırakılmış taşlar, gökyüzü günahkar, ve bütün kuşlar ebabil... tüm yükünü üzerime alıyorum gökyüzünün, yağmuru alıyorum, ve saçlarını, al elimden İstanbul... oysa her gün, bir öncekinin benzeri, evden çıkmak bütün küçük kızlara yasak, dışarı da, darbe var... sokaklar da şarkı söylemek yasak, şiir yazmak yasak, düşünmek yasak... fikirlere ambargo koydular... kaldırın, altında kaldı yağmur... çekil İstanbul, dediğim gibi, farklı bir zamanın içinde, kayıtlara geçmeyen haftanın sekizinci günü gittin sen... bir parçasına dokunmak bile haram olsun diye yalnızlığımın, içime mezar kazdım, attım seni içine, ki sen, İstanbul isen, kabullendim... içinde kız kulesi gibi yalnızdım... pierre loti gibi izledim bi hal içini.. sesime ilmek ettim de sesini, mırıldandığın her şarkı da dudaklarına değdim... kıvrımında, kendime sınırlar çizdim... o kırmızının içinde gemi olmuşluğum çok bu yüzden, sus istemedim, izlemesi hoş olmazdı, boğulmak üzereyken bir geminin çırpınışlarını... ayağına cam battı, elini gam kesti istanbul'un... bugün, çocukluğumdan uzak, yaşantımdan uzak, bir zaman diliminde, bir masal kitabı var elimde, bilindik hiçbir kahraman yok içinde, son sayfalarına doğru soluksuz öpüşüyor, ayrılık... kimde kaldı, kimin içini acıttı en çok... kuluna bu kadar uzak kalan tanrın mı? kıyameti bekleyen mahşer yeri mi? adres soranlara karanlığı tarif eden kadınlar mı? gemiyle mi battı? dudağında mı? nerede ayrılık? benim içimi acıttı en çok... ne acı ki, anlamıyorsun... filistin, şehir değildir... istanbul, şiirdir.. | |
| ![]() |
![]() |
Etiketler |
ama, asagidan, iki, ikincisi, kere, okuyun, olsun, yukariya |
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
![]() | ||||
Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
Emre Olgun - Yüz Kere Bin Kere [2018] Single | Sır | Albüm Tanıtımları | 0 | 15 Şubat 2018 17:18 |
Eren Derdiyok: Yüz kere vursam bir kere girerdi | No1 | Galatasaray | 0 | 18 Eylül 2016 07:48 |