|
|
| | #1 | |
| Çevrimiçi ~ Gothicum Est Pulchrum ~ ![]() IF Ticaret Sayısı: (0) | Bir vizyoner. Arthur Schopenhauer Bu forumdaki linkleri ve resimleri görebilmek için en az 25 mesajınız olması gerekir. 18. yüzyıldan itibaren, tarihi en belirgin biçimde yöneten schopenhauer'dan başkası değildir. kendisi sanki tarihin perde arkadındaki suflörü gibidir. tarih ne zaman ince bir durağanlığa girecek olsa, schopenhauer'in etkisi hemen her yerden bir şekilde sahneye çıkar ve ortalığı çalkalandırır. bu abartı değildir, hayranlıktan ötürü dile gelmiş kör ve çılgın bir güzelleme hiç değildir. zira nietzsche'yi schopenhauer yarattığında, aynı şekilde hitleri'de yaratır olmuştur. ve hitlerin schopenhauer okumaları yaptığının kanıtlarını gözardı etmezsek, onu okurken, schopenhauer'in üstün niteliklere sahip adamlara atfettiği övgüleri nasıl da gururla kendi üzerine aldığını tahmin etmek hiç de zor olmaz. eğer birazcık üzerine düşünürsek, böylesine motivasyon veren övgüleri üzerine alacak olan kişinin, yani hitlerin, bu övgülerle dünyaya hükmetme tutkusunun nasıl da alevleneceğini, iradesinin bu övgülerden sonra nasıl da “tutkumdan vazgeçmektense ölürüm.” diyecek kadar kararlılıkla ileri gidebileceğini analizleyebiliriz. tüm bunların yanında, schopenhauer'in düşüncelerinden hastalanmış olan nietzsche'yi de hatırlarsak bu etki en belirgin şekilde açığa çıkmış olur. çünkü o hitler'le en yakın mesafeden bağlantısı olan düşünürdür. bu da onun, felsefesindeki üst insan fikriyle gerçekleşmiştir. ne var ki bunda da schopenhauer'in yemi vardır. öyle ya, nietzsche'nin felsefede en iyi olma tutkusu öylesine yüksekti ki, sırf hayranlık duyduğu schopenhauer'in sivri zekasının altında ezilmemek için, onun felsefesinde açıklar ararken, schopenhauer'in merhamete olan düşüncelerini görmüştür. ve böylelikle schopenhauer'in felsefesinde bulduğu bu tek açığı, yani insanın içgüdüsel olarak merhametli olduğunu savunan schopenhauer'in bu yanlışını öylesine kurnazca değerlendirmiştir ki, ondan insanların asla karşı gelemeyeceği yeni bir felsefe mottosu yaratmıştır. elbette herkesin bildiği üzere bu güç istenci ve üstinsan mottosudur. e tabi, nietzsche bu felsefeyi yaratırken, napoleon'dan ve dosteyevski'nin suç ve cezasındaki üstün insan fikrinden yararlandığını es geçmemek gerekir. ama her şeye rağmen her şeyiyle schopenhauer'in etkisi çok daha baskındır. ve eğer ana konuya, yani hitlerle olan bağlantısına yeniden dönecek olursak, hitler, halkı coşku vererek manipüle eden propagandalarında, nietzsche'nin üst insan ve güç istenci felsefesini kullanmıştır. e hali hazırda daha sonra var olan katliamları, saf alman idalizmi ve güç dengelerini altüst eden savaşları anlatmama gerek yoktur. hitlerin var oluşundan sonra bilindiği üzere politik yapıve ahlaki tutum muazzam ölçüde değişikliğe uğramıştır. ne ki, her şeyin ardında schopenhauer olduğu gibi, bunun ardında da schopenhauer vardır. ve şimdi tüm bunlar şöyle dursun, hitler ve nietzsche bir köşeye bırakılsın, schopenhauer'in etkisi bu ikisiyle kalmaz, onun etkisi her alana dahildir. çünkü kendisi aynı zamanda psikoloji devlerine de, yani freud, c.g jung'a da damgasını vurmuştur. freud'un keşfi olarak düşünülen, bir çok konuyu (bilinç dışı, biseksüellik, cinsellliğin önemi, haz prensibi, bastırma, sublimasyon, rasyonalizasyon, ölüm içgüdüsü vs.) tüm hepsini schopenhauer kapsamlıca işlemişti. ve freud, bunların schopenhauer'in buluşları olduğunu daha sonra itiraf etmişti. bunun yanı sıra o hem sanatçıların hem de sıkı idealist görüşlerine rağmen fizikçilerin filozofuydu. ünlü müzisyen richard wagner onun en büyük hayranlarından birisiydi. söz konusu fizik olacaksa da erwin schrödinger schopenhauer'i tanıdığında, fizik öğrenimini yarıda bırakıp felsefeye geçmeyi düşünmüştü. zira einstein'in odasında asılan üç tablodan birisi schopenhauer'in portresiydi. ne ki edebiyata yaptığı etkinin de bunlardan hiç de az kalır yanı yoktur. tolstoy, arkadaşının tavsiyesi üzerine schopenhauer'i okuduktan sonra, “gerçekten de söylediğin gibi bu adam gelmiş geçmiş en büyük dahi.” diyecekti. daha sonra yine edebiyat dehalarından borgess, schopenahuer için "felsefeyle değil, edebiyatla ilgileniyorum, çünkü bu adam zaten her şeyi anlatmış!" diyecekti. roman yazarı annesinin arkadaşı olan johann wolfgang von goethe bile, henüz ergenlik döneminde olan schopenhauer için "oğlunla gurur duy, o ileride büyük bir dahi olacak." dediği vakit, anne schopenhauer küstahça kendisini katarak şöyle diyecekti. "bir aileden iki dahi çıkmaz!" nitekim anne johanna schopenhauer haklı çıktı ve annesinden nefret eden arthur schopenhauer aileden çıkan tek dahi oldu. hatta öyle ya, bütün dünyayı ve evrenin özünü açıklayan bu adam tolstoy'un söylediği gibi "gelmiş geçmiş en büyük dahiydi!" artık, tarihe ve iradeye o yön veriyordu. her ne kadar karamsar olduğu sanılsa da, yeteneğine inananları sırtından sıvazlıyor, onları geliştirmeye zorluyor ve dünyada büyük bir etki uyandırmaları için de kendilerine teselli veriyordu. bu şekilde onun etkisiyle birdenbire ortaya çıkan hırs manyağı deli dahiler, tarihte her an ve her yerde çalkantı yaratıyordu. Alıntıdır.. | |
| | |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Arthur Schopenhauer | Kalemzede | Felsefe | 2 | 29 Ekim 2021 14:16 |
| Arthur Schopenhauer | Nava | Felsefe | 1 | 05 Ekim 2020 02:35 |
| Aşkın Metafiziği - Arthur Schopenhauer | Afrodit | Kitap Tanıtımları | 0 | 08 Şubat 2013 20:47 |
| Arthur Schopenhauer: Ölüm Üzerine | Kalemzede | Felsefe | 0 | 10 Ağustos 2011 12:29 |