IRCForumları - IRC ve mIRC Kullanıcılarının Buluşma Noktası
  sohbet odaları

Etiketlenen Kullanıcılar

 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27 Nisan 2012, 15:37   #1
Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
IF Ticaret Sayısı: (1)
IF Ticaret Yüzdesi:(%)
Çiçek, Kabus Gecesini Anlattı




TBMM Başkanı Çiçek, CNN Türk'te Hande Fırat'ın programında 27 Nisan'ın yıl dönümünde soruları yanıtladı...

Cemil Çiçek'in açıklamalarından satır başları:

27 NİSAN BİLDİRİSİ

O gecenin bir kabus olduğunu söyleyebilirim. Kim o gün, o gece nerede duruyordu, bunun da ortaya çıkması lazım. Kim ne dedi, ne demedi bunun ortaya çıkması lazım. 28 sabahından itibaren basını bir tanıyın. 27 Nisan'dan sonraki ilk bir kaç gün önemli. O bildiri kadar üzücü açıklamalar olmuştur.

"SÜRECE MÜDAHALE"

Evvela sürece bir müdahaledir. Orada Meclis'in yaptığı yanlış bir iş yoktu. Adayda aranacak nitelikler belli. 82 anayasası yapılırken en ayrıntılı düzenleme cumhurbaşkanlığının seçimi ile ilgilidir. Adaylık e adayda aranacak nitelikler yazılıdır. Süreç açısından yanlışlık yapılmadı.

"BAŞÖRTÜSÜ İŞİN BAHANESİYDİ"

Geriye dönük açıklamalara baktığınızda başörtüsü falan işin bahanesidir. Şundan bir vazgeçmek lazım. Bir yerde bir terazi var, vatanseverliğimizi bir yerden onaylatmak gibi bir yöntem demokrasilerde olamaz.

"YANIT VERMESEYDİK YANLIŞ YOLDA İLERLERDİK"

28 Nisan'da o yanıtı vermeseydik bugün olanların hiçbiri olmazdı. Bugün yanlış yolda ilerlemeye devam ederdik.

"O GECE SABAHA KADAR DEĞERLENDİRME YAPTIK"

Ben o gün yoldan geldim gece 23.15 gibi. Bir meslektaşınız aradı o da sizden. 'Böyle böyle bir durum var' dedi. 'Ben yoldan geldim, şimdi içeri girdim, yeterli bilgi sahibi değilim' dedim. Ama TV'ler altyazı geçiyor. Bu altyazı işleriniz iyi oluyor. Yetkili makamda olan bir arkadaşımızı aradık. Gece yarısı böyle bir bildiri. Anında kafamda 40-50 soru belirdi. Doğrusu bunu birlikte bir değerlendirme söz konusu oldu. Cumhurbaşkanı, başbakan ve bir kaç arkadaşla beraber ve telefonla sabaha kadar değerlendirme yaptık. Bu sadece bir bildiriden ibaret değil.

"MUTLAKA AÇIKLAMA YAPILMASI LAZIMDI"

Yapılmama noktasında bir şey olmadı. Mutlaka bir açıklama yapılması lazımdı. Açıklama yapılmazsa bir hükümetin var olup olmadığı nereden belli olacak.

"CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ ÖNCESİ KARIN AĞRISI OLUYORDU"

Bir kısım alametler oluyor bu türlü dönemlerde. Türkiye'de ne zaman cumhurbaşkanlığı seçimi olsa Türkiye'de müzmin bir karın ağrısı başlıyor. Bu defaki 1,5 yıl önce başladı. Benzer bir süreci şimdi görmüyorum. Şimdiki yöntem farklı. Artık halk karar verecek.

"CEVAP VERME FİKRİ ÇIKTI"

Bu müdahaleler ve daha sonrasında Meclis'te çoğunluğunuz var ama Anayasa'nın verdiği yetkileri kullanamıyorsunuz. O zaman seçim niye var? Böyle bir demokrasi olabilir mi? Demokratik dünyada yerimizi almışız. ama buna rağmen uygulamada Anayasa'ya uysanız da sıkıntı, uymasanız da sıkıntı

27 Nisan'ın çok yönlü değerlendirilmesi lazım. 5-6 kişilik bir grup olarak buna bir cevap verilmesi gerektiğidir. Birlikte çıkar cevap verme fikri. Sade vatandaş gibi değilsiniz. Hükümet olmak gibi bir zorunluluk var. Cevap verme konusunda tereddüt yok. Bu işleri kişiselleştirmemek lazım.

"TATSIZ BİR GECEDİR"

Uykusuz ertesi güne kadar devam ettik. Tatsız bir gecedir. Demokrasiyi kazanmak da kolay olmuyor. Ümit ederim ki bu son tecrübedir. 28-29-30 Nisan sürecini bir tarayıverin. Olumsuzluk varsa tek kişinin inisiyatifi ile olmuyor. O noktaya kadar ray döşeyenlere bir bakın. Yazılanlara bir bakın. Gerekçe icat edenlere de bir bakın. Müdahalelerin hepsinde bu vardır. Sivillerin katkısı vardır. Aktif siyasette olanlar var, meslek kuruluşları var, sizin mesleğinizin mensuplarından var.

"ACILARIN YÜZYILIYDI"

Türkiye demokrasi ve cumhuriyetin kıymetini iyi bilmeli. Geçen yüzyıl milletimiz adına acıların yüzyılıdır. En önemli iki kazanım ise demokrasi ve cumhuriyet.

TUTUKLU VEKİLLERLE İLGİLİ DÜZENLEME

Bir işlemin sonlanması için birden çok faktör ve Aktör varsa faktörler ve aktörler konusunda uzlaşma bir noktaya varmamışsa kamuoyuyla paylaşmak yanlıştır. Cezaevindeki insnaların dışarıdaki yakınlarının beklentilerinin ne anlama geldiğini bilirim. Sonuç almadan açıklama yapmam. Kamuoyu oradan buradan derleme bilgilerle bir sonuca varmasın diye yazılı yaptık açıklamayı. 3 siyasi partinin grup başkanvekilleriyle toplantı yaptım. Ortada bir sorun var. Kendi kendimize bilerek çıkardığımız bir sorun. Çözüm için ise tek bir kişinin adım atması sonucu elde etmeye yetmez.Tutuklu vekiller 3 siyasi partiden. Evvela 3 partinin bir araya gelmesi lazım. Bu konu siyasi istismara uğramamalı.

Her işi kendi bağlamı dışına çıkarıp onun üzerinden suçlamak bu yeni değil. Türkiye'de siyasetin ana aktörü suçlamak. 3 siyasi parti belli bir yaklaşım içinde. Onu tespit ettik. Bir hukuki düzenleme yapılacaksa evvela yaklaşımları tespit etmek sonra bunu sağlam bir hukuki zemine oturtmak gerekir.

Partilerin yaklaşımı üzerinden bir çalışma yapılması lazım. Yoksa ben 100. maddeden falan bahsetmedim. Bana atfen bir tek kişi bir şey söylerse gereğini yaparım. Ne bu problemi ben çıkardım, ne de şu an bu soruların sorulmasına neden olacak tabloyu ben yarattım. Olup bitenleri biraz sorunlu görüyorum.

Keşke bu sorular bana hiç sorulmamış olsa. Problem çıkaracak noktaları siyasetin gündemine getirmemeliyiz. Bu sorunu biz çıkardık. Yargılama süreci niye uzadı tartışmasına da girmem ben. Hukuki bir konu bu. Aradan geçen şeye nazaran sonlanmadı. Bir tek mahkeme bu yargılamayı yapmıyor. 8 ayrı vekille ilgili 4 ayrı mahkemede yargılama var. Yargılama süreci hepsi aynı anda safhada değil. Bazısında kovuşturma yeni bitti, birinde mütalaa yeni verildi.

O BİLDİRİNİN TAM METNİ

Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıkları müşahede edilmektedir. Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda;
Ankara'da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir.

22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa'da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara'nın Altındağ ilçesinde "Kutlu Doğum Şöleni" için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli'de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli'nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir.

Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur. Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya'da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sn. Genelkurmay Başkanı'nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği "Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak" ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!" anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

IRCForumlari.NET Reklamlar
sohbet odaları eglen sohbet bizimmekan
 

Etiketler
anlattı, cicek, gecesini, kabus


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
15 Temmuz gecesini anlattı: 'O gün hazırlıklı gitmiştik, yanımızda ruhsatlı silahımız da vardı' AttackMan Haber Arşivi 0 06 Ocak 2018 20:57
Yaralı Mehmetçiğimiz dehşet gecesini anlattı.. Lee Haber Arşivi 0 23 Ekim 2007 12:10