Yanıt: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Harp Akademileri Açılış Konuşması
Bir ulusu ulus yapan değerlerin başında gelen dil bozulduğunda ulusun yapısı da bozulacak ve ülkede bir kimliksizleşme baş gösterecektir. Dil bayrağımız olan Türkçemizin kirlenmemesi adına gerek yazılı, gerek sözlü ifadelerinizde özel bir çaba sarf etmelisiniz. Bu da ulusal bir görevinizdir. Bunu asla unutmayınız. Tekrar etme gereği duyuyorum. Bir halk kitlesini ulus haline getirmenin üç temel öğesi vardır:
- Ortak bir tarih şuuru,
- Ortak kültürü
- ve dil birliğidir.
Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ümmetten millete geçiş süreci içinde bu üç unsuru güçlendirmeye çalışmıştır. Dil ve Tarih Kurumu ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür.” sözleri hep bu düşüncenin yansımasıdır. Bu vatan topraklarında hür ve bağımsız olarak yaşayacaksak, bu üç temel değere sımsıkı sarılmalıyız. Kültürümüze, tarihimize ve dilimize sahip çıkmalıyız. Çünkü, yaşadığımız günlerde her üç değerimize saldırılar ve aşındırmalar vardır.
Değerli Arkadaşlarım,
Konuşmamın ikinci bölümünde irtica ve bölücü terör konusuna değinmek istiyorum. İrtica konusunda Kuvvet Komutanlarımız Harp Okullarının öğretim yılı açılış törenlerinde yapmış oldukları konuşmalarda Türk Silahlı Kuvvetlerinin görüşlerini net olarak dile getirmişlerdir.
Ancak, ben de, bu konuda bir kaç hususa değinmek isterim. Türkiye’de;
- Her fırsatta: “lâikliği yeniden tanımlayalım” diyenler yok mudur? Bu kişiler devletin en üst düzeylerinde yer almıyorlar mıdır?
- Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün yalnız şahsı değil, düşünce sistemi, Cumhuriyet rejimimizin temel nitelikleri ağır bir saldırı altında değil midir?
- Her fırsatı Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak için kullananlar kimlerdir?Her fırsatı Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratmak için kullananlar kimlerdir?
- Toplumsal yapımızı bozarak, insanımızı çağ dışı bir görünüme sokmak isteyenler yok mudur?
Değerli Konuklar,
Bu listeyi uzatmak mümkün. Ben şunu ifade ediyorum: bu sorulara, “Hayır, Türkiye’de bunlar yoktur” diyebiliyor musunuz? Diyemiyorsanız, Türkiye’de irtica tehdidi vardır ve bu tehdide karşı her türlü önlem alınmalıdır.
Terörle mücadele konusunda da bazı hususları ifade etmek istiyorum. Türk Silahlı Kuvvetlerinin terörle mücadeledeki kararlılığı ve terörle mücadelede taraf olduğu defaatle açıklanmıştır. Bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir.
Benim dikkatlerinize sunmak istediğim konu, bir süreden beri devam eden ve adına da, sanki çatışan iki ülke varmış gibi, ateşkes denen bir sürecin başlatılmış olmasıdır. Bu evvela yurt içinde çeşitli şahıs, kuruluş ve gruplarca gündeme taşındı, bilahare Avrupa Parlamentosunun bazı üyelerinden ve bazı devletlerden benzer çağrılar yapıldı. Geçtiğimiz hafta da Irak Devleti, terör örgütünü ateşkes yapmaya ikna ettiklerini açıkladı. Dün de terör örgütü, sözde, ateşkes ilan etmiştir. Buraya kadar arz ettiklerim bu konunun ne kadar geniş çaplı bir kurgu içinde ele alındığını göstermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri silahlı tek terörist kalmayıncaya kadar terörle mücadelesini sürdüreceğini ilan etmiştir. Bu tutumumuzda değişiklik yoktur. Terör örgütü için tek çare silahını kayıtsız şartsız bırakıp Türk adaletine sığınmaktır.
Geçmişte yaşananlar, bunun dışında bir çözümün mümkün olmadığını göstermiş, terör örgütünün dilediği anda tekrar silaha sarıldığı hatta birtakım isteklerinin karşılanması için devletle pazarlık yapmaya, muhafaza ettiği silahlarla devlete baskıya tevessül ettiği görülmüştür.
Terörle mücadelenin bir başka boyutuna da dikkat çekmek istiyorum. Bu da terör örgütüne sağlanan dış destektir. Bildiğiniz gibi, NATO tarihinde ilk defa terörle dünya çapında mücadele için Vaşington Antlaşması’nın kolektif savunmayı öngören 5’inci maddesini yürürlüğe sokmuş, bu amaçla Akdeniz’de bir harekât başlatmış, hem Avrupa Birliği hem de NATO PKK’yı terörist örgüt ilan etmiştir. Yine her iki kuruluş terörle mücadele konusunda, Birleşmiş Milletler tarafından alınmış kararlara ilave olarak kendileri de çeşitli kararlar almışlar, dokümanlar yayımlamışlar, özel personel görevlendirmişler ve yeni teşkilatlanmalara gitmişlerdir. |