Çevrimdışı
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
| Yanıt: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Harp Akademileri Açılış Konuşması
Değerli Arkadaşlarım,
Bilgi çağındaki eğitim ortamları; sorgulamaya dayanan, eğitici ve eğitilenin tartışma ortamı içerisinde bulunduğu bir yapıda olacaktır. Bu yapıda “öğrencileşen öğretmen” ve “öğretmenleşen öğrenci” kavramları ön plana çıkacak ve “öğrenmeyi öğrenme” eğitim sisteminde önemli bir yer alacaktır.
İnsanların gençliklerinde öğrendikleri bilgileri yaşamları boyunca kullanmaları savı artık geçersiz hale gelerek yerini “yaşam boyu öğrenme” anlayışına bırakmıştır. Çünkü, yaşadığımız çağda bilgi çok çabuk bayatlayan bir tüketim malzemesi haline gelmiştir. Sizler, Harp Akademilerinde aldığınız eğitimle sınırlı kalmayarak, eğitiminizi sürekli faaliyetleriniz içinde düşünmeli ve bu konuda uzmanlaşmalısınız. Uzmanlık bilimsel bir kariyerdir. Bu eğitim-öğretim yılından itibaren akademilerden yalnız kurmay diplomanızla değil aynı zamanda ulusal ve uluslararası güvenlik stratejileri yönetimi ve liderlik dalında yüksek lisans diplomanızla mezun olacaksınız. Bu diplomanızı daha yüksek seviyedeki eğitimlerin alt yapısında kullanmak sizin iradenizdedir.
Diğer taraftan bilginin çığ gibi aktığı ve devamlı yenilendiği süreçte öğretilmesi gereken bilginin miktarının artması, öğrenim görecek personel miktarının artmasına neden olmaktadır. Artan eğitim ihtiyacı eğitime ayrılması gereken kaynağı da artırmaktadır. Kısıtlı bütçe ile örgün eğitim sistemimizi destekleyecek ilave yöntemler de kullanmalıyız. Bu konuda Türk Silahlı Kuvvetleri olarak başladığımız uzaktan eğitim çalışmaları, eğitimin kalitesini artırmak, faaliyetlerin yürütülmesinde sürat ve ekonomiklik sağlamak ve teknolojiden daha fazla yararlanmak maksatlıdır. Uzaktan eğitim bazı üniversitelerimizin de başlattığı gibi lisansüstü eğitim boyutunu da kapsayacak şekilde düşünülmelidir.
Değerli arkadaşlarım,
Harp Akademilerinin en önemli işlevlerinden biri de değişime ayak uydurabilen liderleri yetiştirmektir. Lider: olayların akışını tahmin edebilen, vizyon sahibi kişidir. Bilgi toplumu çağında temel özellik, sürekli değişimdir. Bunun için sadece bugünün koşullarına uymak yetmemekte, kurumları ve toplumu geleceğin özelliklerine göre değişime yönlendirmek, daha doğrusu, değişimin yönünü “okuyup”, yönettiğiniz toplumu o yönde değişime sevk etmek önem kazanmaktadır. Değişimi yönetmenin en iyi yolu değişimi yaratmayı bilen liderlere sahip olmaktan geçmektedir. Hedefimiz, ulu önder Atatürk’ün: “Ufuklara kadar görüyoruz, onun ötesini görmeye çalışacağız.” sözünü rehber edinen liderler yetiştirmektir.
Başarı, zorlu bir çalışmanın sonucunda oluşur. Yalnız karmaşık strateji, taktikler ve modern harp silah ve araçlarına sahip olmakla da başarıya ulaşılamaz. Tarih, bu konuyla ilgili örneklerle doludur. Modern ve tam donanımlı orduların, lider eksikliğinden dolayı başarıya ulaşamadığını veya tam aksine küçük, yeterli silah ve teçhizata sahip olmayan orduların, kendisinden güçlü ve modern orduları, liderlerinin yetenekleri ve kabiliyeti ile perişan ettiklerini bilmekteyiz. Bu nedenle başarı için, modern harp silah ve araçlarına sahip olmanın yanı sıra görevini tam anlamıyla yerine getirme istek ve azminde olan, liderlik sorumluluklarını benimseyen yönetici kademesinin bulunması şarttır.
Günümüzde başarı tüm personelin performansına, göreve gönülden bağlılıklarına ve liderin bunu sağlamada göstereceği etkinliğe bağlıdır. Astlarını teşvik edebilen, destek olabilen, onlara önemsendiklerini hissettiren ve gelişmeleri yönünde onlara yeni ufuklar açabilen liderler başarılı olacaklardır. Bunun için liderlik anlayışı; ödül, ceza gibi alışveriş içeren kavramlar yerine liderin sahip olduğu inanç ve değerlerin, astlarını harekete geçirme gücü üzerine kurulmalıdır. Bu güç, lider ve astların ulaşmayı arzuladıkları yüksek hedeflerin tek bir potada eritilmesini sağlayacaktır.
Ancak, tüm bu lider-ast dokusunun temelinde iletişimin etkin bir şekilde kurulması ve kullanılması vardır. Liderlerin sorumluluğu; iletişimi sağlıklı ve sürekli kılmaktır.
Değerli Arkadaşlarım,
Günümüzde, kurumlar ve uluslar arasındaki ilişkiler sürekli bir değişim ve belirsizlik süreci içinde son derece karmaşık hale gelmiştir. Bu bağlamda, yöneticilerin daha titiz ve dikkatli bir yönetim tarzı uygulaması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Toplumsal hayattaki değişmelere ilave olarak iletişim vasıtalarındaki baş döndürücü gelişmeler, yaşanan bu değişim sürecini ve belirsizlik ortamını kurumsal etkinliğin sağlanmasındaki temel değişkenler olarak ortaya çıkarmıştır. Böyle bir ortam, belirlenen kurumsal hedeflerin elde edilebilmesi için karşılaşılabilecek risklerin geleceğe ait hazırlanan senaryolar çerçevesinde önceden tahmin edilmesini, değerlendirilmesini ve olumsuz etkilerinin azaltılmasını veya yok edilmesini içeren kurumsal bir “risk yönetimi” mekanizmasının tesis edilmesini ve uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Unutmayınız ki, geleceği tahmin etmenin en sağlıklı yolu; onu yaratmaktır.
Risk ve risk yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri için yeni bir kavram değildir. Risk alma, askerlik mesleğinin doğasında vardır. Ülke savunması gibi oldukça ağır, ancak çok önemli ve kutsal bir görevin sorumluluğunu üstlenen; üstün disiplin anlayışı, fedakârlık ve feragat gerektiren askerlik mesleğini bir yaşam biçimi olarak seçen ve özümseyen asker kişiler her zaman ve her koşulda risk altındadır. Hem muharebe sahasında hem de barış döneminde günlük faaliyetlerin icrası esnasında alınan kararlar genellikle çeşitli riskleri ihtiva eden belirsizlik ortamında verilmektedir.
Bu noktada, konunun önemini vurgulamak açısından Falih Rıfkı ATAY’dan bir anekdotu aktarmak istiyorum. Amerikalı bir gazeteci Atatürk’e: “İşlerinizde nasıl muvaffak oluyorsunuz?” diye sorar. Atatürk de: “Ben, bir işte nasıl muvaffak olacağımı düşünmem. O işi başarmama neler engel olabilir diye düşünürüm. Engeller ortadan kalktıktan sonra iş kendiliğinden olur.” şeklinde karşılık verir. Karar verici için önemli olan, hangi riskleri kabul edip veya etmeyip bir faaliyetin başlatılmasını veya başlatılmamasını onaylamadır. Hangi risklerin kabul edilebileceği ve hangilerinin göze alınamayacağı konularında doğru karar verilmesi, ancak yeterli bir risk yönetimi eğitimi ve uygulaması ile mümkündür.
Değerli Arkadaşlarım,
Yaşadığımız yüzyılda, birey ve ülke olarak içinde olduğumuz yarışta başarılı olabilmek için, vizyonumuzu sürekli geliştirmek, güncelleştirmek ve derinliğini artırmak zorundayız. Dar kalıplara sıkışıp kalmış bir vizyonla Silahlı Kuvvetlerimizi geleceğe hazırlayamayız. Bunu sağlamak için de yaratıcı bir düşünme ortamının tesisine ihtiyaç vardır. Çünkü vizyon, yaratıcılığı gerekli kılar. Askerî sistemlerde yaratıcılık çok önemlidir. Kuralların önceden belirlenmiş olmasının yaratıcılığı zorlaştırdığı söylenmektedir. Ben bu düşünceye katılmıyorum. Kurallar yol göstericidir, geleceğin engelleyicileri değildir. Şu gerçeği hiç unutmayın: esasen yaratıcılık tüm canlılarda vardır. Yeter ki biz yönetsel engellerle yöneteceğimiz insanlarda yaratıcılığı kısıtlamayalım.
Değerli Arkadaşlarım,
Subayın düzenli ve mütevazı bir yaşamı; milletine karşı örnek olma sorumluluğu vardır. Bu kutsal görevi yerine getirebilmek üzere her subay; kişisel ve toplumsal psikoloji, eğitim, davranış bilimleri ve sosyoloji konusunda bilgi sahibi olmalıdır. Bu birikim ve niteliklerini yüksek bir iletişim becerisi ile yazılı ve sözlü olarak aktarırken de Türkçe’yi doğru ve etkin bir şekilde, ifade zenginliklerinden yararlanmanın inceliklerini de bilerek kullanabilmelidir. |