Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Harp Akademileri Açılış Konuşması
GENELKURMAY BAŞKANI ORGENERALYAŞAR BÜYÜKANIT'IN HARP AKADEMİLERİ 2006-2007 EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI AÇILIŞ KONUŞMASI
Sayın Komutanlarım,
Değerli Silah Arkadaşlarım,
Değerli Konuklar,
Basınımızın Değerli Mensupları,
Harp Akademilerinin Değerli Mensupları,
Bugün, burada Harp Akademilerinin 2006-2007 Eğitim ve Öğretim Yılının Açılışı nedeniyle aranızda bulunmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duymaktayım.
İki yıl öğrenci subay, beş yıl öğretim üyesi olarak hizmet ettiğim Türk Silahlı Kuvvetlerinin en yüksek eğitim ve öğretim kurumunda, yeni bir öğretim yılının açılış töreninde bulunmak, bana yalnız onur vermiyor, aynı zamanda büyük bir heyecanı da beraberinde getiriyor.
Değerli Konuklar,
Harp Akademilerinin Değerli Mensupları,
Bugün yapacağım konuşmayı son yıllarda sıkça gündeme getirilen sivil-asker ilişkileri başta olmak üzere, güncel bazı konulardaki düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak için bir fırsat olarak kullanmak istiyorum.
Bir açılış töreninde daha çok akademik konulara değinmek isterdim. Ancak son yıllarda özellikle son günlerde gündeme getirilen bu konu; Silahlı Kuvvetlerin bu konudaki görüşlerinin açıklanmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu nedenle bugün, huzurlarınızdaki konuşmamı, üç bölüm halinde yapacağım. birinci bölümde, Harp Akademilerinin yeni eğitim ve öğretim dönemine başlaması nedeniyle, genel bir değerlendirme ve genel güvenlik sorunları üzerinde Silahlı Kuvvetlerin görüşlerini açıklamaya çalışacağım.
Konuşmamın ikinci bölümünde Ülkemizin geleceğini ilgilendiren irtica ve bölücü terör konusuna değineceğim.
Üçüncü bölümde ise, biraz önce ifade etmeye çalıştığım konularda, son zamanlarda, bazı kesimlerce Silahlı Kuvvetlere yöneltilen ve hiçbir objektif dayanağı olmayan, bilimsel araştırmalardan yoksun saldırılar ve suçlamalar konusunda görüşlerimi ifade etmeye çalışacağım.
Değerli Arkadaşlarım,
Ülkemizin dünyanın en hassas bölgelerinden birinde bulunduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bu nedenle, içinde yaşamakta olduğumuz coğrafyada gelecekte neler olabileceğini sürekli değerlendirmemizin önemini vurgulamak istiyorum. Çünkü bu coğrafyada tarih; öngörülemeyen ancak barındırdığı uluslara acı yaşatan ve ibret alınması gereken olaylarla doludur. Bu sebeple, Türkiye gibi etrafı çok sayıda istikrarsızlıkla dolu bir coğrafyada yaşayan bir ülkenin güvenliğini sağlamak ve ulusal menfaatlerine yönelik tehditleri caydırmak için her bakımdan güçlü olması gereken Silahlı Kuvvetlerin gelecekteki komutanlarının yetiştirildiği Harp Akademilerimizde icra edilen eğitim ve öğretim büyük önem taşımaktadır. Yaşadığımız coğrafya, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası için güçlü muhafızların varlığını gerekli kılmaktadır. Bu güçlü muhafızlar, ulus ve devletin yalnız askeri, polisi değil; tüm kurumlarıdır. Harp Akademilerimiz, verdiği eğitim ve öğretimle yalnız Silahlı Kuvvetlerin değil, aynı zamanda Cumhuriyetin güçlü muhafızlarını da yetiştirmektedir.
Değerli Arkadaşlarım,
İçinde yaşadığımız bilgi çağı ile birlikte düşünce ve bilgi öne çıktıkça insan unsuru kurumların en önemli sermayesi haline gelmiştir. Başarılı olmak için de öncelikle çağın gerektirdiği insan kaynaklarına sahip olmak lazımdır.
Bilgi, beceri, entelektüel düşünce gücü bakımından gelişmiş ve teknik anlamda yeterli personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinin daha ileri seviyelere yönlendirilmesi için bir araya gelmesi şarttır. Harp Akademilerimiz bir bilgi ve bir strateji üretim merkezi olarak bu yönlendirmeyi sağlayacak liderleri yetiştirmektedir ve bundan sonra da yetiştirmeye devam edecektir.
Bilgi çağının insanı kendini tanımaktan, ifade etmekten ve düşündüklerini açıklamaktan korkmayan; edindiği bilgiler aracılığı ile görevleri ve geleceği arasında ilişkiler kurarak, yeni bilgiler üretebilen insandır. Peter DRUCKER’A göre: “bilgi, mutlaka üretime dönük olmalı ve sonuçlara odaklanmalıdır.” Bu anlamda bilgi çağının gereklerine göre yetişmemiş olanlar, zaman içinde küçülerek etkisizleşecek ve kaybolacaklardır.
Bu bağlamda, Harp Akademilerimiz bilgi çağının ihtiyacı olan yalnız askerî konuları değil, uluslararası güvenlik konularını da bilen subayları yetiştirmek zorundadır.
Bugün barışı destekleme harekâtı ve insanî yardım harekâtı nedeniyle dünyada hiçbir problem sahası sadece sorunlu iki ülke ile sınırlı kalmamıştır. Diğer ülkeler de doğrudan ya da dolaylı olarak problemin sonuçları itibariyle, söz konusu probleme bir şekilde taraf olmaktadır. Günümüzde sıkça karşı karşıya kalınan bu görevler için komutanlar; geleneksel askerî harekât görevlerine ilave olarak, müşterek icra edilen bu tip görevlerin gereklerini de önceden dikkate almak zorundadır. Mevcut eğitim ve öğretim sistemimiz değerlendirildiğinde müşterek/birleşik eğitim, Harp Akademilerimizin dışında arzu edilen şekilde verilmemektedir. Bu nedenle Harp Akademilerimizdeki öğretimin kuvvet temel yeteneklerinden fedakârlık yapmaksızın, geleceğin liderlerini, mesleklerinin başından itibaren müşterek harekât içinde yetiştirecek şekilde olması önemlidir. Kısacası geleceğin liderleri, çok uluslu operasyonlar ve daha karmaşık müşterek harekâtta becerilerini ve hünerlerini en yüksek düzeyde gösterecek eğitimi Harp Akademilerinde almak durumundadırlar. Ayrıca, Silahlı Kuvvetlerimizin yönetici kademelerine gelecek bu liderlerimize Harp Akademilerimizde, kalıcı barışı elde edebilmek için yumuşak güç olarak cazibe/ikna yeteneğinin gerekli olduğu öğretilmeli ve yumuşak gücü geliştirebilecek bilgi birikimine de sahip olmaları sağlanmalıdır. |