Cevap: İçinden Geçeni Söyle...
Sanırım daha önce Beatrice için söylemiştim bunu. Şimdi aynı durumda galiba ben varım. İçimden oturup, Lenin’in 1901'de -sanırım İsviçre’de- yazdığı “Ne Yapmalı?” tadında, eski bir baskı makinasının takırtısında, teksirlere sayfalarca HerakLes'in kurtuluşu doktrinleri yazmak geliyor.
Hayatın gerçekleri zamanın ruhundan hız alıp yüzüme çarptığı zaman genelde böyle oluyorum. Sıkıştığım köşeden üreterek çıkmak mümkünmüş gibi yapmak, hiçbir şeyin kontrolünde olmadığını kabullenmekten biraz daha iyi geliyor sanırım. Fakat aklımdakileri kağıda dökmezsem, kafamın içinde bir arı kovanı varmış gibi düşünceler uğuldamayı kesmiyor. Yani ne bir faydası olacağından, ne de birinin fikrini değiştireceğinden zerre beklentim olmadan, belki aklımı kaçırmama mani olur diye yazıyorum. Aklımda bir mezarlık var ve mezarlar tek kişilik değil. Belki kurutulurum ümidi var içimde bu uğultudan.
Sonunda üzüleceğime eminim. Ama umut etmeden duramıyorum. |