Araştırmalardan elde edilen bu verileri biraraya getiren Virginia Üniversitesi toplumsal ruhbilim uzmanlarından Jonathan Haidt ahlaki değer yargılarının uzun bir düşünce sürecinden çok "sezgilerin" ürünü olduğuna inanıyor.
Sezgilerin nereden kaynaklandığı konusunda da söz gelimi "kendi çocuğunu öldürmek doğru değildir" türü değerlendirmelerin tıpkı tiksinme duygusu gibi beyinde evrildiğine "ölüm cezası yanlıştır" türü yargıların da toplumsallaşma süreci içinde zamanla edinildiğine parmak basıyor.
Haidt ve arkadaşları tarafından yapılan incelemeler derin düşünce sürecinin ahlaki değer yargılarının oluşmasında yalnızca kısıtlı bir rolü olduğu görüşünü destekliyor.
Örneğin bir keresinde insanlara biri kız öteki erkek iki kardeşin çadırda tatil yaparken cinsel ilişkiyi aralarında denemeye karar verdikleri bir senaryo sunuldu.
Her iki taraf da korunduğundan sakat çocuk doğurmak gibi bir olasılık söz konusu değildi. İlk denemenin ardından her ikisi de normal yaşamlarına döndü ve olay ruhsal açıdan hiç birinde olumsuz bir etki yaratmadı.